Ömer Seyfettin tartışması: Öyküleri çocuklar için uygun mu?

Ömer Seyfettin tartışması: Öyküleri çocuklar için uygun mu?
expand

KAYNAKMilliyet

Eserleriyle Türk edebiyatında öykünün önemli isimlerinden Ömer Seyfettin 140 yaşında… Yazarın 140. doğum yılı, kitaplarının yeni baskısıyla, onun hakkında yayımlanan makaleler ve düzenlenen söyleşilerle kutlanıyor. Fakat öte yandan Ömer Seyfettin öykülerinin çocuklar için “ağır geldiği” tartışmaları da sosyal medyada yeniden gündeme geldi.

Eserlerini çocuklar için kaleme almasa da hikâyelerinde çocuk ve eğitim temalarının ön planda olduğu yazarın kullandığı şiddet içeriklerinin pedagojik olarak travmaya yol açabileceği öne sürülüyor. “Diyet”, “Kaşağı”, “Pembe İncili Köşk”, “Beyaz Lale” gibi kitaplardaki katliam, gerilim, cinsellik ve suç unsurlarının çocukların psikolojisini olumsuz yönde etkilediği de yorumlar arasında.

Ömer Seyfettin tartışması: Öyküleri çocuklar için uygun mu

Dr. Duygu Dinçer, kitapların aile ortamında okunması gerektiğini belirtiyor. Dinçer, “Ömer Seyfettin’in eserleri bilgi okuryazarlığı, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerileri aktif kılınarak ele alındığında (örneğin sınıf içinde işbirlikçi küçük öğrenme toplulukları oluşturulup öğretmenin rehberliğinde geçmiş ile şimdinin kültürel, sosyal, politik, pedagojik gündemleri vb. karşılaştıran tartışma ortamları yaratıldığında) zengin öğrenme atmosferleri oluşturulabilir. Aile ortamlarında ise yazarın kitapları okuma listesine dahil edildiyse, önce yetişkinler tarafından okuma yapılması önem taşıyor” diyor.

Ömer Seyfettin tartışması: Öyküleri çocuklar için uygun mu

Yeni yollar açtı

Ömer Seyfettin kitaplarının kitap kapakları da tartışmanın bir başka boyutu. Son dönemde yayıncılar kapak görsellerindeki hassasiyete dikkat etse de geçmiş yıllardan çok sayıda ‘ürkütücü kapak’ görseli mevcut. Doğan Çocuk Yayın Yönetmeni Keriman Güldiken eserlerin çocuk edebiyatı kategorisinde değerlendirilip değerlendirilmemesi sorusuna şu yanıtı veriyor. “Ömer Seyfettin konularını ele alış biçimi bakımından Milli Edebiyat Dönemi içerisinde değerlendirmeli; ancak üslubu, döneminin ötesine geçip edebiyatımıza yeni yollar açıyor. Sade dil anlayışı, karakterlerini anlatma biçimi, pürüzsüz betimlemeleri ve Türkçeye verdiği emek için ona çok şey borçluyuz.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*